Arkadaşlarınızla birlikte, karanlık bir odada, daha önce hiç ruh çağırdınız mı?
(Fısıldamalar…) “Light as a feather, stiff as a board”
Aslında bu bir oyun. “Bunu evde denemeyin” demeyeceğim, deneyin çünkü arkadaşlarınızla vakit geçirirken eğlenebilirsiniz.
“Light as a feather, stiff as a board”, yani “Tüy kadar hafif, tahta kadar sert.”
80 ve 90’larda TV şovlarının etkisiyle birlikte popülerliği oldukça artmaya başlayan ve arkadaş ortamlarında oldukça yer bulan bir oyun bu. İşin ilginç noktası ise bu oyunun bilinen kökeni oldukça eskiye dayanıyor. Bu oyuna dair bildiğimiz ilk yazılı kaynak, 1 milyondan fazla kelimenin yer aldığı, 10 yıllık bir zaman dilimini anlatan Samuel Pepys’in Günlüğü.
Samuel, 31 Temmuz 1665 tarihli günlüğünde, Bay Brisband’in ona anlattığı bir hikâyeden bizlere bahsediyor ve ona göre bu hikâye, duyduğu en ilginç şeylerden birisi. Aslında duyduğu ilginç şey; 4 tane küçük kız çocuğu diz çökmüş bir şekilde, yerde sırt üstü yatan bir erkek çocuğunun başında ritüel sözlerle birlikte bir ayin yapıyorlar. Ve küçük kız çocukları ellerinin parmak uçlarıyla birlikte erkek çocuğunu havaya kaldırmaya başlıyorlar.
Aslında bu bildiğimiz kadarıyla gerçekten de bir doğaüstü güçle yükselme falan değil. Basit bir fizikle oynanabilen bir oyun. Birisi gönüllü olmak üzere minimum 4-5 kişi ile çok rahat evde oynayabilirsiniz. Öncelikle gönüllü, sırt üstü bir şekilde yerde uzanabilir ve ellerini göğsünün üzerinde çapraz bir şekilde kavuşturabilir ya da bir sandalyede de oturabilir. Diğer ekip arkadaşları ise onun etrafında bir çember yaparak ellerinin iki parmak uçlarıyla birlikte onu havaya kaldırmaya çalışıyorlar. Ama ne hikmetse, gelin görün ki, ilk denemede her zaman bu başarısız oluyor.
İşte bu noktadan sonra bizler bu durumu biraz ürkütücü hale getiriyoruz çünkü birtakım ritüel sözlerle birlikte, arkadaşımızı ikinci denemede çok rahat havaya kaldırabiliyoruz. Haliyle insanın aklına o sözlerin büyülü olduğu geliyor ve bir de bunu üstelik karanlık bir ortamda deniyorsanız, işte o zaman vay halinize.
Aslında işin sırrı dediğimiz gibi basit bir fizik. Diyelim ki 5 kişilik bir ekibiz ve gönüllü olan arkadaşımız, şöyle biraz etine dolgun birisi. Şöyle diyelim ki bir 100 kilo. Şimdi ilk denememizde haliyle, hiç kimse böyle koordine olmadan arkadaşımızı kaldırmaya çalıştığımız için, bir de gülüşmelerin etkisi ve ilk denemenin vermiş olduğu rahatlıkla birlikte, aslında herkes 100 kilograma hep birlikte bir kuvvet değil, ayrı ayrı bir şekilde 100 kilograma bir kuvvet uygulamaya çalışıyoruz. Ve bizler ne zaman ritüel sözleri söylemeye başlasak, yani ekipten birisinin liderliğiyle birlikte koordine olarak, arkadaşımızı hep birlikte kaldırmaya aynı anda çalıştığımızda, o 100 kilo olan, etine dolgun arkadaşımız, bizler için artık bir 25 kilo haline geliyor. Özellikle vücudunu tahta kadar sert tutuyorsa.
Yani aslında burada olay bizlerin, koordineli bir şekilde doğru zamanda hareket edip, ağırlığı kaldırmamız. Ve diğer asıl olay ise bizim parmaklarımızın sandığımızdan çok daha güçlü olması. Örneğin gerçekleştirilen araştırmalara baktığımızda parmaklarımızın kavrama gücü 30 ile 150 kilogram arası olurken, çimdikleme kuvvetimiz ise 4 ile 15 kilogram arasında. Yani şimdi birisini çimdiklemeye kalkarsanız, bunu iki defa düşünün lütfen.
Bir diğer nokta, bu oyunu arkadaşlarımızla oynayabilmemiz için, 3 aşağı 5 yukarı minimum bir 4 kişi gerekiyor. Hani 4 kişiyi bir kenara bırakın, bazen çoğumuzun hayatında bu kadar arkadaşı olmayabiliyor. Ve belki hayatımız boyunca bu oyunu hiç oynayamayacağız. Ve giderek yalnızlaşıyoruz. Şu an görmekte olduğun grafik Amerika’da gerçekleştirilen bir çalışmadan. Grafiğe baktığımızda görüyoruz ki yaşımız ilerlemeye başladıkça yalnızlığımız artarken, hayatın diğer alanlarından kişilerle vakit geçirmelerimizde azalmaya başlamış. Ne yazık ki bu hayatın acı gerçeklerinden birisi. Belki daha da yalnızlaşacağız. Ve bir gün belki hiç arkadaşımız olmayacak bu hayatta. Ya da şu an hayatımızda arkadaşlıklarımız olsa bile, bunlar sağlıklı arkadaşlıklar olmayabilir.
Kendinize şu soruları sormaktan çekinmeyin:
- Arkadaşımla vakit geçirdikten sonra kendimi iyi hissediyor muyum? / Arkadaşlarımla vakit geçirdikten sonra kendimi iyi hissediyor muyum?
- Beni destekleyip, bana saygı duyuyor mu? / Beni destekleyip, bana saygı duyuyorlar mı?
- Onun için bende var mıyım? / Onlar için bende var mıyım?
- Güvenebileceğim birisi mi? / Güvenebileceğim kişiler mi?
- Bu arkadaşlık ilişkisi beni ve arkadaşımı besliyor mu? / Bu arkadaşlık ilişkisi beni ve arkadaşlarımı besliyor mu?
Ama diğer yandan da arkadaşlık o kadar güzel bir şey ki, yapılan çalışmalara baktığımızda; kalp sorunu ve çeşitli kronik rahatsızlıklardan dolayı ölme ihtimalimiz daha düşük (1, 2), yüksek kaliteli arkadaşlıklarımız olduğunda hayatımızdan daha memnun, depresyon ve anksiyete gibi birçok zihinsel sağlık sorunlarına yakalanma olasılığımız daha düşük (1, 2), kaliteli sağlıklı arkadaşlığımızın olmamasının olumsuz etkileri ise sigara içmekten daha riskli olduğu bulunmuş. Literatürü biraz kurcalasanız daha ne çalışmalar var.
Uzun lafın kısası bizlerin bu hayatta sağlığı ve dinamiği güzel arkadaşlıklara ihtiyacı var. Ya da şu an arkadaşımız yoksa eğer, biz onu dışarılarda bir yerlerde aramıyorken, onu bizim ayağımıza getirmiyorlar maalesef. Ya da yanlış yerdeyizdir ve haliyle doğru arkadaşlıkları bulamıyoruzdur. Hadi diyelim birisini bulduk, öyle hemen derinden de bir arkadaşlık yapamıyoruz ki. Şimdi nasıl bizler bu hayata geldiğimizde bir şeyler bilmiyoruz ve öğrenerek ilerliyoruz, ilişkiler de böyle.
Arkadaşlık ilişkisi de deneme, yanılma, düşme ve kalkma yolculuklarıyla olan bir süreç. Ve bu hayattaki yolculuğumuz bir gün son bulacak, bu hayatta şu an bu kadar çok sık görüştüğümüz arkadaşlarımızla, belki bir gün görüşemeyeceğiz bile. Belki bir gün yeni bir arkadaş edinebilme fırsatımız olmayacak bu hayatta. Hayatın mevsimleri olduğu gibi, arkadaşlık ilişkilerimiz de aynı mevsimler gibi bazı değişiklikler yaşayabiliyor. Bu sebeple şu an kıymetli arkadaşlıklarınız varsa eğer hayatınızda, onlarla vakit geçirin, eğer arkadaşlığınız yoksa yeni arkadaşlıklar edinmeye çalışın, ilişkinizi büyütün, hayatın tadını onlarla çıkartın, anılar biriktirin.
Arkadaşınız Hüseyin’den bugünlük bu kadar.
Hoşça kalın.

